d3dx9_30.dll sorunu ve çözümü
Çarşamba, 30 Temmuz 2008Genelde tak çalıştır oyunlarda çıkan bir sorundur.
“d3dx9_30.dll” dosyasını indirip WINDOWS\system32 dizinine atın.
Sorun Düzelecektir.
Genelde tak çalıştır oyunlarda çıkan bir sorundur.
“d3dx9_30.dll” dosyasını indirip WINDOWS\system32 dizinine atın.
Sorun Düzelecektir.
Projemde neden jenerik domain kullanmalıyım sorusuna yanıt :
Jenerik isimler kolay akılda tutulur, değerleri hiç bir zaman düşmez(aldığınız fiyata bağlı), belki reklama vereceğiniz 1 aylık 100 000 ytlyi
jenerik domain kullanarak 50000 hatta 20000 e bile düşürebilirsiniz.
Backorder yapan firmalar hangileri?
Listenin başına herzamanki gibi snapnames’i yazarım son zamanlarda sapıtsada.
www.snapnames.com
www.pool.com
www.godaddy.com(kesinlikle tavsiye etmem boşa paranızı bağlamayın.)
Türk olarak www.alantron.com.tr var ama alan adı tamamen boşa çıkıp, sistemlerinde arıza olmazsa yakalayabiliyorlar ilk backorder yapmaya başladığımda hep alantronu kullanırdım fakat başarılı olduğu söylenemez ama hakkını yemeyim 4-5 tane türkçe jenerik .net domain aldım alantron vasıtasıyla.
Üst tarafta yazdıklarım düşen alan adını mili saniyeler içinde yakalamaya çalışanlar.
Diğer klasmanda ise
www.namejet.com ve www.tdnam.com yer alıyor.
namejet; enom ve netsoldaki.
tdnam; godaddy ve bayilerindeki domainleri bitiş tarihinde kısa bir süre sonra açık arttırmaya çıkartıyor.
Ama bu olayda backorder tanımına uyuyor.
Backorder yapmak, backorder yapmayı bilmek basit iş değil üst tarafta sadece tanımını yazdım diğer yazılarımda inceliklerini, hangi firmada kayıtlı alan adına hangi firmadan backorder yapılır, jenerik domainler nasıl bulunur, firmaların işlemleri nasıl işler vs. vs.
.com -> Ticari kuruluşlar.
.net -> Faaliyet alanı internet olan kuruluşlar.
.org -> Dernekler ve organizasyonlar.
.gov -> Devlet kurumları.
.edu -> Eğitim kurumları.
.mil -> Askeri kurumlar.
Yatırımlar bu zamana kadar 3-4 karakter domainler ve jenerik domainlere olmuştur.
Elinizdeki yatırımları sedo.com ya da moniker.com da satabilir ve o sitelerden domain alabilirsiniz.
3 Karakter Domainler
Yıllar önce çoğu kişinin aklına gelmeyen, 7-8 sene önce çoğu boşta olan 3 karakter domainler günümüzde on binlerce dolarlara alıcı bulmaktadır. 3 karakter domainler 2 grupta sınıflandırılır. 3 karakter domainlerin fiyatları aşağıdaki adresten takip edebilir, yükselmeleri ve inişleri görebilirsiniz.
http://www.3character.com/priceguide.html
3 Harf Domainler (LLL.com)
Sadece İngiliz alfabesindeki harflerden oluşan, 3 harfli domainler bu kategoriye girer. Örnek : sth.com, hmn.net, tyh.org
Toplam olarak 3 harf domain sayısı 17.576′dır. Sayısı az olduğundan dolayı kıymetlidir. Fiyatları .com, .net, .org şeklinde büyükten küçüğe doğru gider. Sesli sessiz harf dizilimi, bir şirketin yada bir kelimenin kısaltması olması fiyatını 10’ a katlayabilir.
3 Rakam Domainler (NNN.com)
3 harf domainlere nazaran çoğu zaman daha fazla para eden 0 ile 9 arasındaki 3 rakamdan oluşan domainlerdir. Örnek : 145.com, 007.net, 206.org gibi.
Toplam olarak 3 rakam domain sayısı 1000’dir. Sayısı az olduğundan dolayı kıymetlidir.Fiyatları her zaman olduğu gibi .com, .net, .org şekildedir. İlk rakamı 0 olan domainler diğerlerine göre daha düşük fiyatlıdır, aynı rakamlardan oluşan domainlere ise fiyat biçmek imkansızdır.
4 Karakter Domainler
2006 yılında büyük bir kısmı tükenen, 2007 yılında ise boşta hiçbir kombinasyonu kalmayan 4 karakter domainler günümüzde 500 dolara kadar alıcı bulmaktadır. 4 karakter domainleri iki grupta sınıflandırılır.
4 Harf Domainler (LLLL.com)
Harf-Harf-Harf-Harf.com şeklinde 4 karakterden oluşan domainler bu gruba girer, dünyada toplam olarak 456.976 adet .com LLLL domain bulunur, diğer uzantıları maddi değer ifade etmez, .com her zamanki gibi buradada popülerdir. Bu piyasayı gene büyük şirketler oluşturmuştur, fakat hiçbir zaman 3 harfli .com domain kadar popüler olmayacaklardır.
4 Rakam Domainler(NNNN.com)
Rakam-rakam-rakam-rakam.com şeklinde 4 karakterden oluşan domainler bu gruba girer dünyada toplam olarak 10.000 adet bulunur. Sayısı LLLL.com’ dan ortalama 45 kat daha az olduğu için geleceği parlaktır.
Tüm dünya,özellikle bilimsel çevreler,bu sene içinde gerçekleştirilmesi planlanan CERN deneyi üzerine odaklanmış.Bilimi henüz yeterince kültür yaşamına yansıtamayan ülkemizde bile deney ,belki de talihsiz uçak kazası nedeni ile,gündeme taşınmıştır.
Meraklı bekleyiş bir endişeyi de beraberinde getirmektedir.Acaba çarpışma anında oluşacağı tahmin edilen mini karadelikler bir tehlikemidir?
Karadelikler,kütlenin bir başka değişle enerjinin,çok küçük bir hacım içersine yoğunlaşması ile meydana gelen kozmik oluşumlardır.Fındık büyüklüğündeki bir taşı yukarı fırlatırsanız ,bir miktar yükselir sonra geri döner.Aynı taşı sapan ile fırlatsanız biraz daha yükseğe çıkar,fakat yine geri döner.Kıtalar arası füzeler bile,belli bir yüksekliğe çıktıktan sonra geri dönerler.Geri dönüşün nedeni yer-çekimdir.Gece karanlığında bir el fenerini yukarı doğru tutsanız ışık demeti yer-çekimine hiç aldırmadan yükselir.Büyüklü küçüklü bütün taşları devasa füzeleri,bombaları, dev uçakları, kendisine doğru çeken koskoca dünya,küçücük bir el fenerinden çıkan ışığa hakim olamaz.Ancak dünyayı portakal büyüklüğünde bir hacım sıkıştırabilirseniz,el fenerini filan dinlemez,yakınından geçen ışık demetlerini büker ve içine çeker.Artık dünya bir karadeliktir.Kara delikler ışık da dahil bütün enerji formlarını içine çeken ve karartan kozmik hortumculardır.Bir karadeliğin etki bölgesine girip çıkmak mümkün değildir.
Bir yıldızın ömrü içerdiği hidrojen miktarı ile orantılıdır.Dört hidrojen bir araya gelip kaynayarak bir helyum çekirdeği oluşturur bir miktar enerji açığa çıkar.Buna füzyon enerjisi denir.Yıldızları ışıl ışıl yapan bu enerjidir.Güneş enerjisini de aynı reaksiyonlar ile üretir.Ancak yakıt yani hidrojen bitince yıldız ışıma yapamaz ve rengi solar,kütle-çekim kuvvetini ışıma basıncı dengeleyemez,yıldız kendi üzerine çöker,çökerken de büyük bir patlama gözlenir.Buna süpernova patlaması denir.Böyle bir patlamayı karadelik oluşumu takip eder.Astronomi tarihinin en şiddetli süpernova patlaması,yerküreden evrenin yarısı kadar uzakta bir konumda, 23 ocak 1999 gözlenmiştir.Patlama o kadar şiddetli olmuştur ki,eğer birkaç bin ışık yılı uzakta bir konumda meydana gelseydi yerküre üzerinde hiçbir canlı kalmazdı.
Karadelikler sadece süpernova patlamaları ile oluşmazlar.1970 yılında ünlü kozmolojist Stephan Hawkigs,büyük patlamayı takip eden ilk mikro saniye içinde karadeliklerin nasıl oluştuklarını açıklayan bir model kurgulamıştır.Esasında evrenin bu dönem fiziğini açıklayan bir teorisi henüz oluşturulamamıştır.Ancak genel göreliliği ve kuantum mekaniğini belirleyen fiziksel sabitlerden bu dönem büyüklüklerini hesap etmek mümkündür.Kuantum mekaniğinde uzunluğu,Compton dalgaboyu genel görelilikte eşik karadelik uzunluğunu veren Schwartzchild yarıçapı belirler.Bu iki uzunluğu eşitleyerek bu döneme ait fiziksel büyüklükler hesap edilir.Bunlar genel görelilik yani kütle-çekim ile kuantum fiziğinin aynı anda geçerli olduğu dönemi karakterize eder.İlk mikro saniye içindeki geçerli fiziksel büyüklükler:
Planck uzunluğu=10-35 metre (metrenin 100000 çarpı katrilyon çarpı katrilyonda biri),Planck zamanı=10-43saniye (saniyenin 10 trilyon çarpı katrilyon çarpı katrilyonda biri) ve Planck yoğunluğu=10-97 kg/m3) olarak bulunur.Mini karadelik veya kuantum karadelik oluşum hesabı bu büyüklükler üzerinden yapılır.Planck uzunluğuna karşı gelen kütle 10-8 kg dır.Proton-proton çarpışma deneyinde bir karadelik oluşması için Planck uzunluğuna 10-8 kg büyüklüğünde enerji tekabül etmesi gerekir.Şimdi CERN deney parametrelerini analiz ederek Planck uzunluğuna 10-8 kg tekabül edip etmediğini bulalım.
CERN deneyinde 7 TeV gibi ışık hızına yakın hızlarda hareket eden proton demetleri alın alına çarpıştıklarında,14TeV değerinde bir enerji ortaya çıkacaktır.Proton boyutu 10-15 metredir.Bu bir metrenin100 trilyonda biri kadar küçük bir boyut demektir.Çarpışma anında tüm enerji proton boyutuna sıkışmış olacaktır.Einstein’ın ünlü E= MC2 bağıntısına göre proton boyutuna sıkışan enerji, protonun durgun enerjisinin 7000 katıdır.Protonun ölçülen yarıçapı göz önüne alınırsa,çarpışma anında Planck uzunluğuna tekabül eden enerji 10-23 kg dır.Standart kozmolojiye göre yukarda verilen hesapta anlatıldığı gibi bir karadeliğin oluşması için Planck uzunluğuna tekabül edecek enerjinin 10-8kg olması gerekir.Aradaki fark 15 mertebe dir.Dolayısı ile çarpışmaya sadece o dönem fiziksel büyüklükler bağlamında bakıldığında ,karadeliğin oluşması mümkün değildir.
Proton-proton çarpışmasına fiziksel büyüklükleri göz önüne alarak ile değil Sicim Teorisi(String Theory) gözlükleri bakarsanız bambaşka bir resim görürüsünüz.Kuantum mekanik ve genel görelilik evreni dört boyutlu uzay-zaman geometrisine yerleştirir.Sicim teorisinde ise evren,Planck ölçeğinde 9 boyutlu uzay içinde biçimlenir.Boyut sayısı arttıkça alan şiddetlerini belirleyen kuvvet çizgilerinin birim yüzeyden geçen sayısı,dolayısıyla alan şiddeti artar.Proton proton çarpışmasında kütle -çekim alan şiddeti dört boyutlu uzay-zaman geometrisindeki alan şiddetinin 256 katı kadar büyür.Eğer kapalı boyutlar yeteri derecede büyükse bu etkinin, CERN deneyinde,kendisini mini karadelik olarak göstermesi gerekir.
En iyimser senaryolar üzerine kurgulanan kaba tahminlere göre,saniyede bir mini karadelik oluşacaktır.Dolayısıyla bundan böyle yüksek enerji parçacık hızlandırıcılarına mini karadelik fabrikaları gibi bakmak mümkündür.Ancak oluşacak karadeliklerin güvenli bir moda bozunup yok olacakları bir tartışma konusudur.Proton demetleri alın alına çarpıştıklarında detektörlerde karadeliklerin de izleri görülecektir.Bu benim bir teorik fizikçi olarak kişisel tahminimdir.Tahminimin doğru olup olmadığı en fazla bir sene içinde anlaşılacaktır.
Hawkigs,1970 tarihli ünlü makalesinde enerji formundaki bilginin karadeliklerde yok olacağını ileri sürer.Buna karşın kuantum mantık oluşacak karadeliklerin kararlı olamayacağını dolayısıyla endişelenmenin yersiz olduğunu söyler.Çarpışmada oluşacak mini karadelik benzeri bir kuantum sistemini kararlı yapan,yani kalıcı yapan,elektrik yük veya baryon sayısı korunumu gibi,seçim kurallarıdır.Mini karadelikler için teori eşik enerji ve eşik hacım dışında hiçbir seçim kuralı koymaz.Bu nedenle Çarpışmada oluşacak karadelikler kalıcı olmayacak,termodinamiğin ikinci kanununa uyarak bozunacaklardır.Oluşum anı t=0 kabul edilirse oluşumdan sonraki,10-27 saniye içinde karadelik, sicim teorisinin tahminlerine uygun olarak maddenin temel birim kütlesini yayınlayarak yok olacaktır.Yani tehlike yoktur.
Proton demetleri böylesine yüksek enerjilerde çarpıştıklarında sicim teorisi mini karadeliklerin oluşacağını tahmin etmektedir.Önemli olan tahmin değil,oluşan karadeliklerin detektörlerde görünmesidir.Yukarıda belirttiğim gibi bana göre,detektörler karadelikleri ve HİGGS’i(tanrının zerreleri) görecektir.Karadeliklerin tespiti sicim teorisinin,yani süpersimetrik teorilerin doğru olduğunu kanıtlayacaktır.
Tüm zamanların en pahalı ve en ilginç deneyi bilim ve teknolojide hayal dahi edilemeyen gelişmelere neden olacaktır.Bu gizemli evren yeni fizik yeni Einsteinlar ve yeni Newtonlar yaratacağa benzemektedir.
Son günlerde yazılı ve görsel basında 3G’den sıkça geçmektedir.TV de Vestel şirketinin bir yetkilisi bilgisayarlarındaki donanımı GGG’ye göre düzenledikleri gibi bir beyanat verdi. Bir iletişim sistemi olduğu ilan edilen 3G nedir?Söylenenlere göre,sistemin teknik alt yapısı tamamlandıktan sonra,tüm internet erişimleri ve iletişim sistemimiz bu yeni teknolojiye bağlanmış olacaktır.Hürriyetin teknoloji penceresine yansıttığımız bu makalede,GGG siteminin ne olduğu,nereden çıktığı ve ne gibi değişimler meydan getireceği anlatılacaktır.
Teknolojideki tüm yenilikler fizik,kimya,biyoloji deki buluşlara dayandırılarak gerçekleştirilir.Örneğin tranzistörlerin keşfi toplum yaşamının tüm katmanında inanılmaz değişimlere sahne olmuştur.Dünya küçülmüş,küreselleşme siyaset ve ekonomi sahnesinde boy göstermiştir.Yazılı kültürü dijital kültüre dönüşmeye başlamış.Günümüzde yaygın olarak kullanılan WWW(World Wide Wep) erişim sistemi bulunmuş,sosyal,ekonomik,siyasi yaşam kendisini bu sisteme göre tanzim etmiş, işler birden bire kolaylaşıvermiştir.GGG veya 3G,WWW yerini alacak ve günlük yaşantımız,aklımızın alamayacağı boyutlarda etkileyecektir.GGG’yi anlamak için WWW’nın nasıl meydana getirildiğinin çok kısa bir öyküsünü dinlemek gerekir.
2008′de CERN (European Organization for Nuclear research) Cenevre yakınlarında Avrupa ülkelerinin ortak girişimleri ile kurulan bir nükleer araştırma merkezidir;Avrupa bilim ve teknolojisinin amiral gemisidir. Bu merkezde 2008 de tüm zamanların en pahalı(5-6 milyar dolar.Gerçekten çok büyük para) ve en iddialı fizik deneyi gerçekleştirilecektir.Büyük Proton Hızlandırıcısında (LHC=Large Hadron Collider) ışık hızına yakın hızlarda hareket eden protonlar alın alına çarpıştırılacaktır.Evren plazma fazını sürerken ışık kümesi içinde yoğunlaşan nötron ve protonların böylesine yüksek hızlarda alın alına çarpışarak tekrar kendisini meydana getiren parçacıklara ve ışık enerjisine dönüştüğü düşünülmektedir.Dolayısıyla deneyi,büyük patlamanın,yani yaradılışın,çok çok küçük bir bölümünün tekrarı olarak kabul etmek mümkündür.Çapı bir metrenin katrilyonda biri kadar küçük olan protonlar 7 TeV gibi inanılmaz hızlara yükseltip alın alına çarpıştıracak teknolojiyi geliştirmek,insan aklının ve yeteneğinin bu günkü sınırlarını belirler.Böyle bir teknolojik hassasiyet ve kalite yalnız proton-proton çarpışması ile sınırlı kalmayıp diğer teknolojileri de etkisi altına alacaktır.Bu hızda hareket eden protonların enerjisi durgun kütle enerjisinin tam 14.000 katıdır.
CERN’ de daha düşük enerjilerdeki çarpışmalara ait bilgileri elektronik ortamda işlemek için tasarlanmış algoritmalar,bugün WWW (World Wide Web) olarak bilinen erişim sistemini meydana getirmiştir.Bu önemli bilgi işlem sistemi CERN araştırmacılarından Tım Barners ve Lee tarafından geliştirilmiştir.Bilgi teknolojileri için önemli bir aşama olan WWW erişim sistemi,yukarıda boyutlarını kabaca açıkladığımız LHC deneyleri sonucu elde edilen bilginin işlenmesi aşamasında çok ciddi değişimlere uğrayacaktır.Çarpışma sonucu elde edilen bulguların anlamlı dijital bilgiler üreten merkezlere,ışık hızına yakın hızlarda yöneltilmesi yeni bir bilgi şebekesini ortaya çıkaracaktır DATA GRİD olarak bilinen bu proje,CERN ile birlikte Avrupa Birliği’nin diğer bilgi teknolojilerindeki uzman kuruluşlarınca yürütülmektedir.Büyük bir olasılıkla 2008′dan sonra WWW yerini GGG erişim sistemine bırakacaktır.
2008 yı1ında gerçekleştirilmesi tasarlanan proton-proton çarpışmalarını sonuçlarını saptayacak dev detektörlerde senede ortalama 10 milyon Gigabyte bilgi birikecektir.Bu 20 milyon CD-ROM’un içerdiği bilgiye denktir.Böylesine kapsamlı bir bilgi selinin analizi bugün mevcut hesap gücünün çok üstündedir.Gelişmiş ülkelerde 10000 kadar bilim insanı,bu olağanüstü bilgi okyanusunun içerdiği doğa gizemlerini ortaya çıkaracak anlamlı bilgiler elde etmenin yöntemi üzerinde çalışmaktadırlar.Dayandırılan strateji,yüzlerce üniversite ve araştırma kurumundaki 10 binlerce bilgisayar ve belleği iletişim teknolojileri kullanarak koordineli bir şekilde yönetmektir.Bu amaca yönelik olarak CERN bünyesinde bir açık laboratuar kurulmuştur.Enterasys, Networks, Intel ve KPNQ West gibi enformasyon teknolojisinin dev şirketleri ciddi fonlar ayırarak CERN ile işbirliği halinde Data Grid projesi için çalışmaktadırlar.Projesi amacı GGG erişim sistemini oluşturmaktır.GGG gerçekleştiğinde meterolojistler daha güvenli tahminler yapabilecek,kısa zaman aralıkları için dahi olsa atmosferik olayların belli bir boyutta kontrol altına alabilmenin koşulları bulunabilecek,tıp araştırmaları daha derinlere inebilecek,biyoteknolojide ise yeni ufuklar açılacaktır.
CERN’de yerin 100 metre altına kazılmış 27 km uzunluğundaki dairesel tünel,şimdiye kadar hiçbir hızlandırıcıda ulaşılamamış bu çok yüksek enerjiye ulaşmak için kullanılacaktır.Enerjisi 7 TeV olan proton demetini çevresi 27 km. olan dairesel yörüngede tutacak manyetik alan şiddetine,şimdiye kadar hiçbir hızlandırıcıda ulaşılamamıştır.Hava yastıkları üzerinde adeta uçan,çok hızlı trenlerde bile,böylesine yüksek bir manyetik alan şiddeti yoktur.Dolayısıyla LHC (Büyük Proton Hızlandırıcı) yalnız bilimsel açıdan değil,teknoloji ve mühendislik açısından da hassasiyet ve kalitenin doruk noktasıdır.
Hızlandırılmış proton demetini bükerek dairesel yörüngede hareket etmeye zorlayan manyetik alan,süper iletken kablolardan yapılmış elektromıknatıslar kullanılarak elde edilecektir.Yukarıda belirttiğimiz gibi,7 TeV(ev=elektron bir elektronun bir voltluk gerilim altında kazandığı kinetik enerjidir.TeV ise bunun trilyon katıdır.) volt enerjisine sahip protonları,ancak 8,3 Tesla şiddetinde bir manyetik alan dairesel yörüngede tutabilir;bu yerküre manyetik alanının 100.000 katına denktir.Böylesine yüksek manyetik alan şiddeti ancak 12.000 amperlik elektrik akımı ile sağlanır.Herhangi bir iletkenden 12.000 amperlik akım geçirmek kolay değildir.Bu şiddette bir akım,ancak süper iletken kabloların -271 santigrat sıcaklıktaki sıvı helyum banyolar içine yerleştirilmesi ile elde edilir.Görüldüğü gibi,LHC deneyleri yüksek gerilim mühendisliği düşük sıcaklıklar ve malzeme bilimlerinde çok ciddi ilerlemelere ve yeni know-how’ların elde edilmelerine neden olacaktır
LHC’ de hızlandırılmış proton demetini bir ipe dizilmiş tespih tanelerine benzetmek mümkündür.Işık hızına yakın hızlarda hareket eden protonlar saniyede 800 milyon kere çarpışacaklardır.Çarpışmadan sadece milyonda biri deneyin ilgilendiği bilgileri verecektir.Bu sıra dışı bilgi yayılma hızını kontrol ederek çarpışma sonrası elde edilen fotoğrafı,dijital bilgiye ,yani anlamlı bilgiye GGG dönüştürecektir.Şimdi bilgisayarınızın başında WWW erişim sistemini kullanıyorsunuz.Bunun GGG’ye dönüştüğünü farz etseniz bilgiye erişim hızınızı aklınız alamaz.Binlerce CD-ROM ‘a yüklü bilgileri saniye mertebsinde bir zaman aralığında analiz edebilirsiniz.Tüm yazılım,yani soft ware,bambaşka bir şekil alacaktır.Sadece Dünyayı değil tüm bir evreni yeterli yazılımınız varsa ekranınıza taşıyabileceksiniz.Olacakları hayal dahi edemiyorum.
|
||
Nokia’nın Kara Şovalye’si, henüz resmi olarak açıklanmasa da resimleri internette dolaşıyor. Nokia’nın sır telefonunun fotoğrafları FOTO GALERİ Nokia’nın uzun zamandır sır olan telefonu ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Adının önce Tube, sonra iPerformer ve son olarak da Xpress Music 5800 olacağı söylenen iPhone katili, daha önce “Kara Şovalye - The Drak Knight” filminde 2 saniye kadar görünmüştü. Ama Nokia’nın yeni canavarı ile ilgili bu kadar ayrıntılı resimlere daha önce hiç rastlamamıştık. Bu resimlerde dikkat çeken en önemli detay, telefonun üzerinde “Xpress Music” ibaresinin yer alması. Görünen o ki, Nokia Xpress Music adında büyük oranda karar kılmış. Büyük oranda diyoruz; çünkü yeni bir söylentiye göre de telefonun adı XpressMedia olabilir… 111×52x14.5 mm ebatlarında olan ve sadece 104 gram ağırlığında olan Nokia Xpress Music 5800, Symbian’ın 5. sürümüyle beraber kullanıcıya sunuluyor. 140 MB dahili hafızası bulunan ürünün diğer özellikleri ise şöyle: - 16 milyon renk TFT LCD Telefonun ne zaman piyasada olacağı hakkında henüz bir açıklama yok. Zaten Nokia halen söylenti olarak dolaşan XpressMusic 5800′ü resmi olarak tanıtmadan bir tarihten bahsedilmesini de beklemiyoruz |
|
||
Firefox’un Shiretoko kod adıyla geliştirilen 3.1 sürümünün ilk Alpha’sı yayında. Mozilla, yaptığı açıklamayla Firefox 3.1′in Alpha 1 sürümünü resmi olarak indirilmeye sunduğunu duyurdu. Shiretoko kod adıyla geliştirilen Firefox 3.1, sekme ön izlemesi ve otomatik tag tamamlama gibi özelliklere sahip olacak, Gecko motorunda da bir takım iyileştirmelerle birlikte gelecek. Burada yer alan Alpha 1 duyurusunda altı çizilen nokta, bu sürümün geliştiriciler ve tester’lar için olduğunun altı çiziliyor. Eğer siz de yeni Firefox’u denemek ve test etmek isterseniz, işte gerekli indirme bağlantıları: |
Eski tarz soğutmanın modası geçiyor. Yakında her bilgisayar bir buzdolabı olacak.
Purdue Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bir laptop’un içine sığabilecek kadar küçük buzdolabı soğutma sistemleri geliştiriyor. Araştırmacılara göre bu soğutma sistemleri sayesinde mikroçip ısınlarının düşürülmesiyle hem performans yükselecek hem de bilgisayarların boyutları küçülecek.
Günümüzde bilgisayar soğutma sistemleri genelde havayı, işlemciye bağlı bulunan ısı alıcıların (heat sink) içinden dolaştıran pervanelerden oluşuyor. Purdue Üniversitesi’nde geliştirilen sistemde ise buzdolaplarında kullanılan soğutma teknolojisi kullanılıyor.
Purdue araştırma ekibi kompresör ve buharlaştırıcı denen minyatür bileşenlerin tasarımına odaklanıyor. Ekip çok küçük bir diyaframdan soğutucu madde pompalayan küçük kompresör ünitesi modelleri geliştirdi. Diyaframın pompalama işlemi “elektrostatik diyafram sıkıştırması” tekniğiyle oluyor.
Araştırma ekibinin başındaki Suresh Garimella, en büyük sorunlarının bu kadar küçük soğutma üniteleri tasarlamak olduğunu söylüyor. Gelecekte üretilecek bilgisayar çiplerinin günümüzdekilere göre on kat daha fazla ısı üreteceğini belirten Garimella, bu yüzden yeni soğutma sistemlerine ihtiyaç duyulacağının altını çiziyor.
Bu ümit vaat eden teknolojiyle ilgili bir başka sorun ise üretim masrafları. Garimella ve ekibi henüz bu teknolojiyi endüstrinin talep ettiği fiyatta üretebilmenin yolunu bulabilmiş değil.